Bir konut politikası önerisi

Kira, gelirin gölgesidir.

Kira artışı enflasyona değil, toplumun gerçek (reel) gelir artışına bağlanmalıdır. Gölge cismi takip eder, önüne geçmez. Kira da geliri takip etmeli, ondan kopmamalı. Bu geçici bir önlem değil, olması gereken kalıcı bir ilkedir.

0 50 100 150 200 bin ₺ 204.877 ₺ 118.228 ₺ 59.097 ₺ TÜFE · tavan olmasaydı gerçekte ödenen (%25 tavan) öneri · gelire bağlı Baş. 2023 2024 2025 2026
Öneri: gelire bağlı kira Gerçekte ödenen (%25 tavanlı) Tavan olmasaydı (tam TÜFE)
Temsilî endeks · 40.000 ₺ başlangıç kira. Üç senaryo: öneri reel gelire bağlı, taban kuralıyla ~59.000 ₺; gerçekte ödenen 2023–24'te %25 tavan, sonra TÜFE ile ~118.000 ₺; tavan olmasaydı her yıl tam TÜFE ile ~205.000 ₺. Öneri, gerçekte ödenenin yaklaşık yarısı, tavansız TÜFE'nin ise üçte biridir. (Çıpa net asgari ücretin reel değişimidir; yasal TÜFE tavanı 12 aylık ortalamadır, burada yıl-sonu oranlarıyla gösterilmiştir.)
Dr. Mustafa Aydınol · @mustafaaydinol X'te yayımlandı TBMM Dilekçe Komisyonu'na sunuldu · TBK m.344
Fikir

Sorun kira değil, kiranın neye bağlandığıdır.

Bugün kira artışının tavanı enflasyona (TÜFE) bağlı. Ama enflasyon paranın erime hızıdır; kimsenin gerçek zenginleşmesi değil. Gelir enflasyonun gerisinde kaldığında, kira her yıl tüm enflasyonu yüklenir ve kiracının küçülen gelirinin giderek büyüyen bir kısmını yer.

Kiracının bir kusuru yoktur. İşi aynıdır, mesleği aynıdır. Hemşireyse hâlâ hemşire, öğretmense hâlâ öğretmendir. Tek "suçu", maaşının enflasyonun altında kalmasıdır, ki bunda onun hiçbir dahli yoktur. Enflasyonu o üretmedi, maaş zammını o belirlemedi. Buna rağmen sistem, enflasyonun faturasını doğrudan onun sırtına yıkar.

Kira, kiracının ne kazandığına bağlı olmalı; paranın ne kadar eridiğine değil.

Öneri

Oturan kiracının yıllık kira artışı, TÜİK'in açıkladığı reel medyan gelir artışına bağlanır. Reel gelir artışı, nominal gelir artışının enflasyondan arındırılmış halidir, yani toplumun gerçekten ne kadar zenginleştiğidir.

  1. Gelir reel arttıysa, kira da o kadar artar. Ne eksik, ne fazla. Toplum zenginleştikçe ev sahibi de payını alır.
  2. Reel gelir düştüyse, kira sabit kalır (taban kuralı). Kira hiçbir zaman nominal olarak düşmez; ama kiracı da küçülen geliriyle ezilmez.
  3. Sadece oturan kiracıyı kapsar. Yeni/sıfır kiracıda, yani ilk sözleşmede fiyat serbest kalır; piyasa neyse odur.
Ağrı kesici mi, tedavi mi? Enflasyonu düşürmek kalıcı çözümdür ve savunulur. Ama "asıl sorun kanser" demek, hastaya ağrı kesici vermemenin gerekçesi olamaz. Kanseri tedavi edersiniz; ağrıyı da dindirirsiniz. Kirayı gelire bağlamak, enflasyon düşene kadarki ağrı kesici değildir yalnızca: enflasyon sıfır olsa bile geçerli kalıcı ilkedir. Çünkü kira, her koşulda gelirin önüne geçmemelidir.
Rakamlarla

Gerçek verilerle: nominal değil, reel.

En sık gelen itiraz şudur: "Gelir 2021'den 2025'e %764 arttı; kirayı gelire bağlasan çok daha fazla öderdik." Bu hesap bir noktayı atlar. O %764 nominaldir: içinde enflasyon vardır. Öneri ise reel artışı esas alır.

Aynı dönemde kümülatif resmî enflasyon yaklaşık %412 oldu, yani fiyatlar 5,1 kat arttı. Gelirdeki o büyük rakamın neredeyse tamamı enflasyondur; geriye kalan reel artış küçüktür. Medyan hanehalkı geliri için hazır bir endeks olmadığından, tıpkı yukarıdaki grafikte olduğu gibi çıpa olarak net asgari ücretin reel değişimini kullanıyoruz. Aynı 40.000 TL'lik kirayı grafikteki üç senaryoyla görelim:

40.000 TL başlangıç kira · mevcut sistem (gerçek + tavansız) ile öneri
YöntemÇarpanKira
Tavansız TÜFE (tavan olmasaydı)×5,12≈ 205.000 ₺
Gerçekte ödenen (%25 tavan → TÜFE)×2,96≈ 118.000 ₺
Reel gelire endeksli (öneri)×1,48≈ 59.000 ₺

Öneri uygulansaydı kira ~59.000 TL olurdu; tavan hiç olmasaydı TÜFE'nin vereceği ~205.000 TL'nin yaklaşık üçte biri, %25 tavanla fiilen ödenen ~118.000 TL'nin ise yarısı. Kirayı, itirazın istediği gibi nominal gelire bağlasaydınız sonuç TÜFE'den bile yüksek çıkardı; onu zaten kimse savunmuyor. Öneri, bu dönemde hem enflasyondan hem nominal gelirden düşük kalan tek yöntemdir. Madalyonun öbür yüzü de açıktır: reel gelirin enflasyonu aştığı iyi yıllarda (Türkiye'de son örnek 2016) öneri, TÜFE'den yüksek artışa izin verir; o yıl kazanan ev sahibidir.

Nominal ile reel arasındaki o dev farkın kaynağı enflasyondur. Mevcut sistem o farkın tamamını kiracının sırtına yükler.

Reel gelir her yıl artmaz, bazen düşer

Reel gelir, tanımı gereği enflasyondan arınmış olduğu için genelde küçük oynar; hatta gerileyebilir. Net asgari ücretin reel değişimi bunu gösterir:

Net asgari ücretin reel değişimi · (1+zam)/(1+enflasyon)−1
DönemNominal zamYıl sonu TÜFEReel
2022→2023+%100,0%64,3+%21,8
2023→2024+%99,9%64,8+%21,3
2024→2025+%30,0%44,4−%10,0
2025→2026+%27,0≈%31−%3,1

2025 ve 2026'da reel gelir düştü. Bu yıllarda öneride kira sabit kalırdı; TÜFE'ye endeksli sistemde ise artmaya devam etti. Tam da reel gelirin gerilediği, yani kiracının en sıkıştığı anda, mevcut sistem kirayı yükseltir. Öneri ise tam o anda kiracıyı korur.

Veri notu. Reel değişim daima oranla hesaplanır: (1+zam)/(1+enflasyon)−1. Çıkarma (ör. 50−5=45) yanlış sonuç verir. 2025 yıl sonu TÜFE'si için Kasım 2025 gerçekleşen yıllık oran (~%31) esas alınmıştır. TÜİK hanehalkı geliri serisi ~2 yıl gecikmelidir; bu yüzden güncel yıllarda kiracı profiline en yakın gösterge olan net asgari ücret kullanılmıştır. Yukarıdaki tabloda tavansız TÜFE (~205.000) ile gerçekte ödenen (~118.000) ayrı ayrı gösterilir; aradaki fark, 2022–2024'te uygulanan geçici %25 tavandandır. O tavan kalktığından (1 Temmuz 2024) bugün geçerli kural yeniden TÜFE'dir.

Yirmi yılın fotoğrafı

44 kat
Kira · 2005–2025
28 kat
TÜFE · 2005–2025
+%57
Reel kopuş · 2021–2025

TÜİK'in oturan kiracıyı izleyen Gerçek Kira Endeksi'ne göre 2005–2025 arasında kiralar yaklaşık 44 kat, genel TÜFE 28 kat arttı. Kopuşun tamamı son yıllardadır: 2005–2020'de kira enflasyonu yalnızca takip etti (reel değişim ~−%2). Aralık 2020 ile Ağustos 2025 arasında ise kira 10,1 kat artarak enflasyonun (6,5 kat) reel %57 üzerine çıktı ve aynı dönemdeki güçlü asgari ücret telafisini (reel +%47) bile geçti.

Üstelik bu endeks yeni kiracının ödediği rayici görmez; gerçek tablo daha ağırdır. Aynı veriyle yapılan akademik çalışma, kira artışlarıyla enflasyon arasında kısa vadede anlamlı bir istatistiksel ilişki dahi bulamamıştır. Kirayı TÜFE'ye bağlamak, onunla bağı kurulamayan bir sayıya bağlamaktır.

Bu kimin meselesi?

Niş bir dert değil. TÜİK verilerine göre tablo şudur:

7,7 milyon

Kiracı hane; yaklaşık 24 milyon kişi kirada yaşıyor.

%28

Nüfus içinde kiracı oranı; 2014'te %22,1 idi.

%56,1

Oturduğu evin sahibi olanların oranı (2024); 2014'te %61,1 idi ve kesintisiz düşüyor.

+%36

Kiracı sayısındaki on yıllık artış; aynı dönemde nüfus yalnızca %10 arttı.

Yani her yıl yenilenen milyonlarca sözleşmenin tavanını hangi sayının belirleyeceği sorusu, ülkenin en kalabalık sözleşme ilişkisinin kuralıdır. Ev sahipliği gerilerken kiracılık nüfusun üç katından hızlı büyüyorsa, bu kural her yıl daha fazla haneyi bağlar.

Nasıl işler

Kirayı dondurmak değil; hangi ölçüye bağlandığını netleştirmek.

Bu öneri bir kira dondurması değildir. Kira her yıl artabilir; tek fark, artışın neye bağlandığıdır. Bugün çıpa enflasyondur (TÜFE); öneri bu çıpayı reel gelirle değiştirir. Aşağıda, mevcut resmî verilerle böyle bir kuralın nasıl kurulabileceği anlatılıyor.

Önce dürüstlük. Türkiye'de bugün "reel medyan hanehalkı geliri artışı"nı tek bir temiz oran olarak veren hazır bir gösterge yok; bu sistemin kurulması gerekir. Onu tasarlayacak olan da ben değilim; TÜİK ve iktisatçılardır. Aşağıdaki tablo bir talimat değil, "şu verilerle kurarsak şöyle çıkar" diyen temsilî bir örnektir.

1 · Çıpa nasıl hesaplanır

Kural tek satırdır: yıllık kira artış tavanı = reel gelir artışı. Reel gelir, oranla hesaplanır: (1 + nominal gelir artışı) ÷ (1 + enflasyon) − 1. Sonuç negatifse tavan sıfırdır; kira o yıl donar, düşmez (taban kuralı).

İdeal çıpa, TÜİK'in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'ndan gelen reel medyan hanehalkı gelir artışıdır. Ama bu veri ~2 yıl gecikmelidir ve zaman zaman revize edilir (ör. 2022 gelir yılı ortalama eşdeğer fert geliri sonradan düzeltilerek 90.116 TL'ye çıkarıldı). Bu yüzden örnekte, güncel ve kiracı profiline yakın bir vekil çıpa kullanıyoruz: net asgari ücretin reel değişimi. Nihai tasarımda medyan hanehalkı geliri esas alınır; asgari ücret yalnızca gecikmeyi kapatan bir köprüdür.

Temsilî endeks · 40.000 TL başlangıç kira · çıpa: net asgari ücretin reel değişimi
YılReel gelirÖneri kiraGerçekte ödenenTavansız TÜFE
Başlangıç40.00040.00040.000
2023+%21,848.72050.00065.720
2024+%21,359.09762.500108.307
2025−%10,059.09790.250156.395
2026−%3,159.097118.228204.877

Üç sütunu karşılaştıralım. Gerçekte ödenen sütunu, 2023–2024'te uygulanan %25 tavanı (11 Haziran 2022 – 1 Temmuz 2024) yansıtır; tavan kalkınca kira TÜFE'ye döner ve dört yılda ~118.000 TL'ye çıkar. Tavansız TÜFE ise hiç tavan olmasaydı kiranın ~205.000 TL'ye fırlayacağını gösterir. Öneri ise ~59.000 TL, gerçekte ödenenin bile yaklaşık yarısı, tavansız TÜFE'nin üçte biri. Üstelik reel gelirin düştüğü 2025–2026'da öneride kira donar; kiracının en sıkıştığı anda korunur.

%25 tavan neyi gösteriyor? O tavan, tam da bu önerinin gerekçesidir: devlet enflasyonda kirayı gelirden koparmanın haksızlığını görüp geçici, keyfî bir müdahaleyle (bir yıl %25, sonra belirsizlik) araya girdi. Öneri, aynı korumayı geçici ve öngörülemez olmaktan çıkarıp gelire bağlı kalıcı bir kurala dönüştürür. (Yasal TÜFE tavanı 12 aylık ortalamadır; tabloda sadelik için yıl-sonu oranları kullanılmıştır.)

Keyfîliğin kronolojisi: kural, on iki yılda altı kez değişti

Türkiye'de kira artış kuralının yakın tarihi, öngörülebilirliğin tam tersidir. Ölçünün kendisi tekrar tekrar değişti; yalnızca bir şey hiç değişmedi: hiçbir düzenlemede ölçü, kiracının geliri olmadı.

Ölçü ÜFE'ydi, TÜFE oldu; tavan geldi, gitti. Her değişiklik milyonlarca sözleşmeyi bir gecede yeniden yazdı. Öneri bu savrulmayı bitirir: kira, siyasi takvime göre değişen geçici sayılara değil, kalıcı ve gerekçesi açık tek bir ilkeye bağlanır; gelirin gerçek artışına.

Tasarımda çözülecek başlıklar. Medyan mı ortalama mı; hangi TÜİK serisi; gecikme nasıl kapanır (2 yıl gecikmeli TÜİK ya da SGK ortalama kazancı köprü olarak); revizyonlar nasıl işlenir; ulusal mı bölgesel mi. Bir de geçiş hükmü: kural, yürürlükten sonraki ilk sözleşme yenilemesinde mevcut kiralara uygulanır; birikmiş rayiç farkı ise zaten var olan beş yıllık tespit mekanizmasına (TBK m.344/3) bırakılır. Bunlar teknik kararlardır ve uzmanlara aittir. Değişmeyen ilke şudur: kira, gelirin gerçek artışını aşmasın.
Endeks yoksa ne olur, endeks bozulursa ne olur? İki pratik cevap. Bir: sistem, temiz seri yayımlanana kadar mevcut verilerden kurulan geçici bir bileşik endeksle başlayabilir (SGK ortalama kazancı + net asgari ücret reel değişimi + TÜİK köprüsü); yasa ise TÜİK'e reel medyan hanehalkı geliri serisini düzenli yayımlama yükümlülüğü getirir. Yani "veri yok" bir engel değil, bu yasanın kapatacağı bir eksiktir: devlet, vatandaşının gerçek gelirini zaten ölçüyor olmalıydı. İki: milyonlarca sözleşmeyi belirleyen tek bir sayı, siyasi basıncın mıknatısıdır; bu yüzden endeksin metodolojisi kamuya açık ve bağımsız denetime tabi olmalıdır. Arjantin'de resmî enflasyonun yıllarca manipüle edilmesi (INDEC, 2007–2015), şeffaflığın neden pazarlık konusu olamayacağının dersidir.

2 · Bu bir kira dondurması değildir

Klasik kira dondurması, kirayı olduğu yerde çakar ve arzı kurutur; en güçlü eleştiri de budur. Öneri farklıdır, çünkü üç yerde nefes bırakır. Bir: oturan kiracının artışı sınırlanır, yeni sözleşme serbesttir. Piyasa fiyatı orada oluşur. İki: reel gelir arttıkça kira da artar; sabitlenmez. Üç: enflasyon riski ev sahibinde, ama mülkün kendisi enflasyonla değerlenmeye devam eder. Yani birinci nesil "dondurma" eleştirisi buna büyük ölçüde değmez.

3 · Arz ayağı: kira kuralı tek başına yetmez

Kirayı kurala bağlamak talebi korur; ama kalıcı çözüm için arzı da artırmak gerekir. Almanya'nın onlarca yıldır yaptığı bunun örneğidir:

  1. Devlet inşaatı teşvik eder. Kamu kalkınma bankası (KfW) piyasanın altında (ör. ~%2) kredi verir, hibe sağlar; düşük kira taahhüt eden özel firmalar da bu destekten yararlanır.
  2. Vergi muafiyetiyle düşük kira ödüllendirilir. 2024'te yeniden getirilen "kâr amacı gütmeyen konut" statüsünde firma, piyasanın altında kira vermeyi taahhüt eder; karşılığında vergi avantajı alır.
  3. Belediyeler yapar, sahiplenir, kiraya verir. Belediye konut şirketleri arsayı tahsis eder, konutu üretir ve maliyet esasıyla kiraya verir; bu kamu arzı özel piyasadaki kirayı da aşağı çeker.
  4. Karşılığında süreli fiyat kuralı. Destek alan geliştirici, konutu tipik olarak 15–25 yıl piyasanın altında kiralar; sonra piyasaya döner.
Dürüst not. Arz kolay değildir: Almanya'da sosyal konut stoğu, süresi dolan konutlar yenilerinden hızlı çıktığı için "sızdıran havuz" gibi eriyor. Yani arz ayağı sürekli beslenmek zorundadır; kira kuralı onu ikame etmez, tamamlar.

4 · Kaçınmayı önleme: kural sızdırmasın

Yeni sözleşme serbestse, ev sahibinin doğal hamlesi kiracıyı çıkarıp "yeni kiracı"ya geçmek olur: sahte ihtiyaç, tadilat bahanesi, hava parası. Bu sistemi uygulayan ülkeler bu kapıyı özenle kapatmış. Almanya modeli:

  1. Yüksek kiraya vermek için tahliye yasaktır. Kiracıyı çıkarıp daha pahalıya kiralamak açıkça hukuka aykırıdır (vorgeschobene Kündigung, sahte/bahaneli tahliye). Tahliye ancak meşru bir sebeple mümkündür.
  2. "Kendi ihtiyacım" dar yorumlanır. Ev sahibi evi kendisi/yakını kullanacaksa çıkarabilir; ama kimin, neden taşınacağını yazmak zorundadır. "İleride lazım olur" geçmez; mahkeme sıkı denetler.
  3. Sahte tahliyenin bedeli vardır. Ev sahibi "ihtiyacım var" deyip çıkarır, sonra başkasına kiralarsa, eski kiracı tazminat davası açabilir. Bu, yalanı caydırır.
  4. Satış kuralı bozmaz. Ev satılınca yeni sahip sırf satın aldı diye çıkaramaz; dönüşüm/satış sonrası çok yıllık bir tahliye yasağı süresi işler.
  5. Tadilat kirayı sıfırlamaz. Büyük tadilattan sonra kira, piyasaya fırlamaz; ancak tadilat maliyetinin yıllık sınırlı bir oranı (ör. %8) kadar artabilir.

Özetle kaçınmayı önleyen şey tek bir yasak değil, birbirini tamamlayan bu halkalardır: meşru sebep şartı + dar ihtiyaç denetimi + sahte tahliyeye tazminat + satış/tadilat kilitleri.

5 · Denetim: sistemin yarısı zaten kurulu

"Kural koyarsınız, millet elden öder" itirazının cevabı yeni bir sistem değil; devletin 2024'te kurduğu altyapının tamamlanmasıdır. 328 No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği (Ekim 2024) ile tutarı ne olursa olsun tüm konut kira ödemelerinin banka ya da PTT üzerinden yapılması zaten zorunludur. Elden ödemede, elden ödenen tutarın %10'u oranında (asgari tutarların altında kalmamak üzere) özel usulsüzlük cezası hem ev sahibine hem kiracıya, her işlem için ayrı ayrı kesilir. Ve kritik mekanizma: elden ödemeyi 5 iş günü içinde kendiliğinden bildiren tarafa ceza kesilmez; yani elden ödeme, taraflardan birinin her an bedelsiz bozabileceği kırılgan bir suç ortaklığıdır.

Öneri bu kurulu zemine üç halka ekler:

  1. Sabit hesap eşleşmesi. Kira sözleşmesinde iki tarafın banka hesabı (IBAN) kayıtlıdır; ödeme bu hat üzerinden akar. Kayıt dışı ödeme, dosya taramasıyla değil algoritmayla görünür hale gelir.
  2. Dijital sözleşme kaydıyla çapraz doğrulama. Kayıtlı kira tutarı ile banka hareketi otomatik karşılaştırılır; "sözleşmede 20, hesapta 12" tablosu kendi kendini ihbar eder. Endeksin uygulanacağı taban da böylece tartışmasız olur.
  3. İhbar muafiyeti kiracı lehine keskinleştirilir. Elden ödemeyi bildiren kiracıya yalnız ceza muafiyeti değil, kesilen cezadan pay da tanınır. O noktada "elden verelim" teklifi ev sahibi için imzalanabilir bir anlaşma olmaktan çıkar.
Neden hapis değil? Milyonlarca küçük ev sahibini potansiyel hükümlü yapan bir norm uygulanamaz; yargıyı rahatlatmayı vadeden bir öneri (aşağıda), yargıya milyonlarca ceza dosyası ekleyemez. Ağır para cezası + ihbar ödülü, oyunun matematiğini hapisten daha kesin bozar: kimse, karşı tarafın her an ödülle bozabileceği bir suça ortak olmaz.

6 · Hızlı yargı: ikinci ayak

Bütün bu kurallar ancak hızlı işleyen bir yargıyla anlam taşır. Türkiye'de asıl şikâyet çoğu zaman kira oranı değil, uyuşmazlığın yıllar sürmesidir. Kirasını ödemeyen kiracıyı çıkarmak da, haksız tahliyeye karşı korunmak da aylar değil yıllar alıyorsa, hangi kural yazılırsa yazılsın güven oluşmaz. Bu yüzden öneri tek ayaklı değildir: doğru çıpa + hızlı ve uzmanlaşmış yargı. İkisi birlikte hem kiracıyı hem dürüst ev sahibini korur.

7 · Yürürlük yol haritası: kabul edilirse yarın ne olur?

Öneri bir gecede devreye girmez; Arjantin bölümünde anlatılan hataların panzehiri, doğru sıralamadır. Üç adım:

  1. Önce görünürlük. Mevcut banka zorunluluğu (328 No'lu Tebliğ) üzerine dijital sözleşme kaydı ve sabit hesap eşleşmesi kurulur. Devlet, kural koyacağı piyasayı önce görür hâle gelir.
  2. Sonra endeks. Geçici bileşik oran (SGK kazanç verisi + net asgari ücret reel değişimi + TÜİK köprüsü) yayımlanmaya başlar; TÜİK'e kalıcı reel medyan gelir serisi için yasal yükümlülük ve açık metodoloji şartı getirilir.
  3. En son kural. Yeni çıpa, yürürlük tarihinden sonraki ilk sözleşme yenilemesinde uygulanır. Hiçbir sözleşme dönem ortasında değişmez; birikmiş emsal farkları, zaten var olan beş yıllık tespit mekanizmasına (TBK m.344/3) bırakılır.

Bu sıralamanın anlamı şudur: kayıt olmadan endeks, endeks olmadan kural gelmez. Her adım bir sonrakinin ön koşuludur.

Hesapla

Kendi kiranızı hesaplayın.

Kural tek satırdır: kira, enflasyon kadar değil, reel gelir artışı kadar artar; reel gelir düşerse kira donar, düşmez. Aşağıya kiranızı ve o yılın oranlarını girin; öneri ile bugünkü TÜFE sistemini yan yana görün. Bu, oturan kiracının bir yıllık yenilemesidir; yeni sözleşme her zaman serbesttir.

40%
44%
Gerçek yıllar:
Reel gelir artışı: +%2,9; kira bu oranda artar.
Öneri · gelire bağlı
20.571 ₺
artış +%2,9 · +571 ₺/ay
Bugünkü sistem · TÜFE
28.000 ₺
artış +%40 · +8.000 ₺/ay
Öneride bu yıl 7.429 ₺/ay (89.143 ₺/yıl) daha az öderdiniz.
Not. "Ülkedeki gelir artışı", kişisel zammınız değil; ulusal ölçüttür. İdeal çıpa reel medyan hanehalkı geliridir; o endeks hazır olmadığından örneklerde net asgari ücretin reel değişimi vekil olarak kullanılır. Gerçek yıl düğmeleri, 2022–2026 dönemindeki resmî TÜFE ve net asgari ücret zamlarını yükler. Hesap açıklayıcıdır; taban kuralı gereği reel gelir negatifse öneride kira aynı kalır. Reel gelirin enflasyonu da aştığı nadir senaryolarda (Türkiye'de son örnek: 2016) öneri, TÜFE'den yüksek artışa izin verir; hesaplayıcı bu durumu uyarıyla gösterir.
Dünyada

Kirayı piyasaya ve enflasyona terk etmemek dünyada olağandır.

Kira artışını salt enflasyona ya da piyasaya bırakmamak, gelişmiş ekonomilerde onlarca yıldır süren bir pratiktir. Modeller birbirinden ve benim önerimden farklıdır, ama ortak ilke birdir: kira, piyasa ve enflasyon sıçramalarının önüne atılmaz; konut, spekülasyona ve boşluğa terk edilmez.

Deutsche Bank'ın dünya şehirleri kıyaslamasında İstanbul'da ortalama net maaşın %101'i kiraya gidiyor: maaş, şehir merkezinde bir yatak odalı dairenin kirasını tek başına karşılamıyor. Bu eşiği aşan tek diğer büyük şehir Lizbon (%116). Kira, gelirden bu kadar koptuğunda mesele artık "biraz zam" değildir.

23

OECD konut veri tabanındaki 23 ülke, oturan kiracının kira artışını yasayla sınırlıyor.

%2

İrlanda'da (ve 2023'te Portekiz'de) yıllık artış tavanı, enflasyon yüksekken bilerek onun altında.

~%60

Viyanalıların belediye ya da kooperatif konutunda oturan oranı; şehir tek başına ~220.000 konut sahibi.

~%80

Singapurluların kamu (HDB) konutunda oturan oranı; konut, önce barınma diye.

Kirayı fiyata değil, bir kurala bağlayan ülkeler

Uruguay

Gelire endeksleme, yarım asırdır yasada

Bu önerinin formülüne dünyadaki en yakın sistem. Kira, ortalama ücret endeksini izleyen bir birim (Unidad Reajustable) üzerinden güncellenir ve yıllık artış ücret endeksi ile TÜFE'den hangisi düşükse ona bağlıdır. Nominal ücretler düşmediği için kira pratikte hiç gerilemez: fiilî bir taban kuralı. 1970'lerden beri kesintisiz işliyor; gelire endeksleme bir deney değil, yarım asırlık bir hukuk.

Almanya

Emsale bağlı kira

Oturan kiracının kirası, piyasa ilan fiyatına değil, gecikmeli bir yerel emsal ortalamasına (Mietspiegel) bağlıdır ve onun üstüne çıkamaz. Süresiz sözleşme ve güçlü tahliye koruması sayesinde kiracı, piyasanın belirgin altında ödeyip yıllarca kalabilir.

Hollanda

Ücrete bağlı artış

2024'te yürürlüğe giren yasayla orta segment kira artışları doğrudan toplu sözleşme ücret artışına bağlandı. Serbest sektörde bile tavan, enflasyon ile ücret artışından hangisi düşükse odur.

İspanya

TÜFE'yi terk etti

2023 konut yasasıyla kira güncellemesinde TÜFE kaldırıldı. 2025'ten itibaren, tasarımı gereği enflasyonun altında kalan yeni bir devlet endeksi uygulanıyor; amaç, enflasyonun tamamının kiracıya yansıtılmasını önlemek.

Avusturya · Viyana

Sosyal konut ağırlığı

Viyana nüfusunun yaklaşık %60'ı belediye ya da kâr amacı gütmeyen kooperatif konutlarında oturur; şehir tek başına ~220.000 konutun sahibidir. Kiralar maliyet esaslı, kâr yoktur, kiracılık süresizdir. Bu büyük kamu arzı, özel piyasadaki kiraları da aşağı çeker.

İsveç

Kullanım değeri

Kira, piyasa talebine göre değil; konutun büyüklüğü, konumu ve niteliğine göre belirlenen "kullanım değeri"ne bağlanır. Artışlar, ev sahibi dernekleriyle kiracı sendikası arasında toplu görüşmeyle saptanır, tıpkı ücretler gibi. OECD, İsveç'in kira korumasını üye ülkeler içinde en sıkısı sayar.

İtalya

Anlaşmalı kira

Ev sahibi, yerel anlaşmayla belirlenen tavanın altında kira isterse (canone concordato), gelir vergisi %21 yerine %10'a iner ve emlak vergisinde indirim alır. Devlet, düşük ve istikrarlı kirayı vergiyle ödüllendirir.

İrlanda

Enflasyonun altında tavan

Oturan kiracının yıllık artışı, enflasyon (HICP) ile %2'den hangisi düşükse ona bağlıdır. Enflasyonun yüksek olduğu son yıllarda hep %2 uygulandı, yani bilerek enflasyonun altında. 1 Mart 2026'dan itibaren kural kalıcı ulusal sisteme dönüştü: ülke genelinde, yılda bir kez, TÜFE ile %2'den hangisi düşükse o kadar; yeni sözleşmeler asgari 6 yıl.

Portekiz

Tavanın faturasını devlet paylaşır

2023'te yasal katsayı kirada %5,43 artış derken hükümet tavanı %2'ye çekti ve farkı ev sahibine ödetmedi: vergiye tabi kira geliri otomatik olarak %91 sayıldı, şirketlerde katsayı 0,87'ye indi. 2026 paketiyle ılımlı kira isteyen ev sahibinin gelir vergisi %25'ten %10'a indirildi; kiracı üç ay ödemezse kirayı devlet ödeyip alacağı kiracıdan kendisi tahsil ediyor. Kira artışının enflasyona kölece bağlı olmadığının ve tavanın tek taraflı yük olmak zorunda olmadığının açık örneği: tavan, telafi ve tahsilat güvencesi tek pakette.

Danimarka

Endeksi geri aldı

Kiralar fiyat endeksine bağlıydı; 2022 şokunda %9-10 artacaktı. Parlamento hızlandırılmış yasayla %4 tavan koydu ve geriye dönük uyguladı: tavan üstü zamlar iade edildi, Kopenhag'da bir kiracının kirası 623 avrodan 534'e indi. Tavan geçiciydi (2022-23) ama hükümet ilkeyi de tartışmaya açtı: kiraların otomatik olarak enflasyonla artırılamayacağını, fiyat endeksinin yerine yeni bir ayarlama endeksi getirileceğini açıkladı; enflasyon düşüp yıllık artışlar %1 bandına inince aciliyet kalktı. Yalnız da değildi: yalnızca 2023'te altı Avrupa ülkesi (Danimarka %4, Hollanda %4,1, Fransa %3,5; İspanya, Portekiz ve İrlanda %2) enflasyon endeksini tavanla ezdi.

İsviçre

Kira düşebilir de

Kira, ulusal mortgage referans faizine (Referenzzinssatz) bağlıdır. Faiz artarsa ev sahibi kirayı yükseltebilir; ama faiz düşerse kiracı kira indirimi isteyebilir: 0,25 puanlık her düşüş ~%2,9 indirim hakkı doğurur. Yani kira tek yönlü değildir; kural gereği aşağı da iner. Birçok kantonda ev sahibi, önceki kiracının ödediği kirayı açıklamak zorundadır.

Belçika

Ücretle aynı endekse bağlı

Kira, ücretlerin de otomatik bağlandığı "sağlık endeksi"ne göre güncellenir; kira ve maaş aynı ritimde hareket eder. Üstelik enerji sınıfı düşük (kötü yalıtımlı) konutlarda endeksleme kısılır ya da sıfırlanır: kötü konut, tam zammı alamaz.

ABD

Asıl koruma şehirde

Federal kural yok; koruma eyalet ve şehir düzeyinde. New York 2019'da, kiracı değişince kirayı %20 sıçratma hakkını kaldırdı; ~1 milyon daire kira-stabildir. Los Angeles ilçesinde tavan, TÜFE'nin %60'ı ve en çok %3'tür (2025–26'da %1,93), açıkça enflasyon-altı; LA şehri de 2026'da formülü %100 TÜFE'den %90'a, tavanı %8'den %4'e indirdi. Eyalet geneli tavan (TÜFE+%5) gevşektir; onu tamamlayan asıl kalkan, "meşru sebep" olmadan tahliye yasağıdır.

Filipinler

Yıllık idari tavan; boşalan daire serbest

2009 Kira Kontrol Yasası (RA 9653) uyarınca, belirli tutarın altındaki konutlarda oturan kiracının yıllık artış tavanını devlet kurulu belirler: 2025 için %2,3 (önceki yılların %4 tavanından indirildi). Daire boşalınca yeni kiracıda fiyat serbesttir. Yani bu önerideki oturan/yeni kiracı ayrımı bir icat değil; başka ülkelerde yazılı kural.

BAE · Dubai

Emsal endeksli kademeli tavan

Artış, mevcut kiranın resmî emsal endeksine uzaklığına göre kademelenir: kira piyasa ortalamasının %10 altına kadarsa artış sıfırdır; makas açıldıkça izin verilen artış kademeli büyür, ama her koşulda en çok %20. Endeks, gerçek zamanlı kayıtlı sözleşme verisiyle (Ejari) beslenir. Serbest piyasanın vitrini sayılan Dubai bile oturan kiracıyı kurala bağlar.

Hong Kong

Endeks negatifse kira düşer

Bölünmüş dairelerde (piyasanın en kırılgan kiracıları) 2022'den beri 4 yıllık kiracılık güvencesi var; yenilemede artış, resmî kira endeksinin değişimini aşamaz ve üst sınır %10'dur. Endeks negatif çıkarsa kira en az o oranda düşürülmek zorundadır. İsviçre gibi burada da kural iki yönlü işler: endekse bağlı kira, yalnız yukarı değil aşağı da hareket eder.

Çok konutu ve boş konutu caydıran vergiler

Konutu yatırım aracı olarak biriktirmeyi ve boş tutmayı pahalı kılan vergiler de yaygındır. Amaç, konutun önce barınma için var olduğunu vergiyle hatırlatmaktır.

Singapur

Çok konuta artan vergi

İlk konut damga vergisinden muaftır. İkinci konutta alım bedelinin %20'si, üçüncü ve fazlasında %30'u kadar ek vergi (ABSD) alınır; yabancıya %60. Amaç açıktır: spekülatif çok-konut alımını caydırmak. Nüfusun yaklaşık %80'i kamu (HDB) konutunda oturur.

Fransa

Boş konut vergisi

Konut sıkıntısı çekilen bölgelerde bir yıldan uzun boş tutulan konuta, kira değerinin %17'si (ikinci yıldan itibaren %34'ü) oranında yıllık vergi uygulanır. İkinci konutlara ise ayrıca %60'a varan ek konut vergisi bindirilebilir.

Kanada

Yabancıya alım yasağı + boş konut vergisi

Yabancıların konut satın alması ülke genelinde 2027'ye dek yasak. Üstüne katmanlı boş konut vergileri var: Toronto %1, Vancouver "boş ev vergisi" %3, ayrıca British Columbia'nın spekülasyon ve boşluk vergisi. Ontario, yabancı alıcıya %25 spekülasyon vergisi (NRST) uygular.

Avustralya

İkinci el konut yabancıya kapalı

Yabancılar mevcut (ikinci el) konut alamaz; yasak 2029'a uzatıldı; yatırım yalnızca yeni konuta, yani arzı artırmaya yönlendirilir. Yabancının konutu yılın yarısından çoğunu boş geçirirse yıllık boş konut vergisi öder; bu vergi 2024'te iki katına çıkarıldı (on binlerce dolar).

Danimarka

Konut, bağı olana

Danimarka'da 5 yıl yaşamamış ya da oturma izni olmayan bir yabancı, konut almak için Adalet Bakanlığı'ndan izin almak zorundadır, Avrupa'nın en sıkı kurallarından. Yazlık ve sahil konutları ise AB vatandaşlarına bile büyük ölçüde kapalıdır; amaç kıyıları yabancı spekülasyonundan korumaktır.

İtalya

İkinci konuta emlak vergisi

Oturulan birinci konut emlak vergisinden (IMU) muaftır; ikinci ve lüks konutlar her yıl bu vergiyi öder. Kısa dönem kiralamada da ikinci konuttan itibaren düz vergi %21'den %26'ya çıkar.

Dürüst sınır. Bu modeller birbirinden ve benim önerimden farklıdır. Kimi kirayı emsale (Almanya, Dubai), kimi ücret endeksine (Uruguay, Hollanda, Belçika), kimi enflasyon-altı ya da idari bir tavana (İrlanda, Portekiz, Filipinler, ABD eyaletleri), kimi de finansman maliyetine (İsviçre) bağlar, ama hiçbiri kirayı doğrudan reel gelir artışına bağlamaz. En yakını Uruguay'dır: kira orada ücret endeksi ile TÜFE'den düşük olanı izler; öneri ise bir adım öteye geçip doğrudan ikisinin farkını, yani gerçek zenginleşmeyi çıpa yapar. Yani öneri taklit değil, mevcut örneklerin sıçramasıdır. Bazılarının kendi sorunları da vardır: Viyana ve İsveç'te güçlü koruma, uzun bekleme listeleri ve "içeridekiler–dışarıdakiler" ayrımı yaratır. Ortak ders şudur: kirayı salt piyasaya bırakmamak, konutu spekülasyondan korumak ve boş tutmayı caydırmak radikal değil, olağandır.

Tek bakışta karşılaştırma

Emsal / maliyet esaslıÜcrete / gelire bağlıEnflasyon-altı / idari tavan

Kirayı ve çok/boş konutu düzenleyen başlıca modeller
ÜlkeKira neye bağlıEk: çok / boş konut
AlmanyaYerel emsal (Mietspiegel)Güçlü tahliye koruması; süreli sosyal konut
HollandaToplu sözleşme ücret artışı
İspanyaEnflasyon altı devlet endeksi
Avusturya · ViyanaMaliyet esaslı sosyal konutNüfusun ~%60'ı kamu/kooperatif konutunda
İsveçKullanım değeri + toplu görüşme
İtalyaAnlaşmalı kira (vergi teşvikli)İkinci konuta IMU; çok konuta %26 vergi
İrlandaEnflasyon ile %2'den düşüğüAsgari 6 yıllık sözleşme; yeni binaya muafiyet
PortekizEnflasyon katsayısı (2023'te %2 tavan)Tavana karşılık ev sahibine vergi telafisi
İsviçreMortgage referans faizi (düşebilir)Bazı kantonlarda önceki kira açıklanır
BelçikaSağlık endeksi (ücretle aynı)Kötü enerji sınıfına endeksleme kısıtı
ABDŞehre göre; enflasyon-altı olabilir (LA ilçesi %60 TÜFE, max %3)NY 2019: kiracı değişince zam yasağı; meşru sebep şartı
Singapur2. konut %20, 3.+ %30 alım vergisi
FransaBoş konut %17–34; ikinci konuta %60'a varan ek
KanadaYabancıya alım yasağı; boş konut %1–3; NRST %25
AvustralyaYabancıya ikinci el yasağı; yıllık boş konut vergisi
DanimarkaMaliyet esaslı (güçlü koruma)Yabancıya izin şartı; yazlık/sahil kısıtı
UruguayÜcret endeksi ile TÜFE'den düşüğü (UR)Montevideo: boş konut vergisi (elektrik/su tüketimiyle tespit)
FilipinlerYıllık idari tavan (2025: %2,3)Boşalan dairede fiyat serbest
BAE · DubaiEmsal endeksine uzaklığa göre kademeli (en çok %20)Kayıtlı sözleşme (Ejari) verisiyle resmî endeks
Hong KongResmî kira endeksi; en çok %10, negatifse düşerBölünmüş dairede 4 yıl kiracılık güvencesi
ÖneriReel medyan gelir artışıOturan kiracıya tavan; yeni sözleşme serbest

Peki ya kural hiç yoksa, ya da kural her şeyi dondurursa? Karşı örnekler

Yukarıdakiler kirayı bir çıpaya bağlayan ülkelerdi. Başarısızlığın iki ucu var. Birinci uç: kirayı salt piyasaya bırakıp arzı da yetiştirememek; kira gelirden kopuyor, hane bütçesinin üçte birinden, kimi yerde yarısından fazlasını yutuyor, insanlar kendi şehrini terk ediyor. İkinci uç: kirayı büsbütün dondurmak; bu kez de stok çürüyor. Aşağıdakiler "kira kontrolü iyidir" ya da "kötüdür" demek için değil; iki ucun da bedelini göstermek için. Ders çift taraflı: doğru çıpa da gerekir, yeni konut arzı da.

ABD, amiral karşı örnek

Kira geliri geçti, halk eyalet değiştirdi

2019–2023 arası kiralar %30,4 arttı; ücretler ise yalnızca %20,2. Medyan kiranın gelire oranı 2020'de %24 iken 2025'te ~%30'a dayandı; kiracıların %52'si gelirinin üçte birinden fazlasını kiraya veriyor; ~43 milyon hane yük altında. Sonuç: California, New York ve Illinois nüfus kaybediyor, Texas ile Florida'ya kaçış var. Ama kaçılan Sun Belt şehirlerinde de kira zirvede %40–60 sıçradı; çünkü ne çıpa vardı, ne de yeterli arz (3–7 milyon konut açığı).

İngiltere

"Devlet kira kontrolünü desteklemiyor"

Özel kira piyasası büyük ölçüde düzenlenmemiş; hükümet kira tavanına açıkça karşı. Yeni yasa yalnızca artış sıklığını ve bildirim süresini düzenliyor, kirayı gelire göre sınırlamıyor. Sonuç: kiralar art arda 12 ay boyunca yıllık %8'in üzerinde arttı; Londra'da kira gelirin %40'ından fazlasını, İngiltere genelinde %36'sını yutuyor.

Yunanistan

AB'nin en ağır konut yükü

Büyük ölçüde düzenlenmemiş bir kira piyasası ve zayıf arz. AB verilerine göre nüfusun ~%29'u gelirinin %40'ından fazlasını konuta ayırıyor, birliğin en yüksek "konut yükü" oranı. Turizm ve kısa dönem kiralama, kalıcı kiralık stokunu ayrıca eritiyor.

Mısır, öbür uç

Donmuş kira, çürüyen stok

Karşı örneğin öteki kutbu. "Eski kira" yasalarıyla kiralar onlarca yıl sembolik düzeyde donduruldu; sonuç, tavansızlığın aynadaki görüntüsü oldu: bakım yapılmayan binalar çürüdü, ~2 milyon konut boş ve kullanılamaz hale geldi. 2025'te çıkan yasayla eski kiralar bölge sınıfına göre 10–20 kat birden artırıldı; eski konut sözleşmeleri 2032'de tamamen sona erecek: onlarca yıllık donmanın faturası, tek seferde ve şok halinde kiracıya kesildi. TÜFE endeksi kiracıyı ezer; donmuş kira arzı çürütür. İkisi de aynı hatayı yapar: kirayı gelirden koparır.

Rakamların insani bedeli

Yukarıdaki oranlar soyut kalıyor. İşte kiranın gelirden kopmasının bu üç ülkede ürettiği, resmî kaynaklarla belgelenmiş gerçek sosyal sonuçlar.

ABD

Sokakta rekor, evde erime

  • Ocak 2024'te 771.480 kişi evsizdi; bir yılda %18 artış, sayımın 2007'deki başlangıcından beri en büyük sıçrama; 2020'ye göre +%33.
  • Doğrudan bağ kanıtlı: ABD Sayıştayı'na (GAO) göre bir bölgede medyan kira 100 dolar arttığında evsizlik %9 artıyor.
  • Artık çalışan insanlar ve sabit gelirli 55 yaş üstü, ilk kez evsiz kalıyor; sebep yükselen kira.
  • Geçici barınmadaki çocuklarda gelişim geriliği, düşük eğitim başarısı; tahliyeler pandemi öncesi düzeye döndü.
  • Kaçış sınır ötesine taştı: yurt dışında emeklilik maaşı alan Amerikalı sayısı 2018'de 423 binden 2024'te 463 bine çıktı; hedefler Meksika, Portekiz, İspanya, Yunanistan. 2025'te ABD, 1930'lardan beri ilk kez gelenden çok göç veren ülke oldu. Sayılan başlıca sebepler arasında konut ve sağlık maliyeti var.
İngiltere

Otelde büyüyen çocuklar

  • Mart 2025'te 131.140 hane geçici barınmada, rekor; içinde ~169.000 çocuk büyüyor.
  • Fatura devlete: yerel yönetimler geçici barınmaya yılda 2,7 milyar £ harcadı (+%26); bazı belediyeler iflasın eşiğinde.
  • Parlamento komitesi: şehir dışına yerleştirmenin ailelere "yıkıcı etkisi" var, çocukların eğitimini bozuyor.
  • 310.000'den fazla çocuk aile bireyleriyle aynı yatağı paylaşmak zorunda; günde 800+ hane evsizlikle karşı karşıya.
Yunanistan

Kaçan gençlik, boşalan ülke

  • Gençler 30'lu yaşlara kadar ebeveyn evinde kalıyor; çalışsa bile kendi evini tutamıyor.
  • Beyin göçü: 2010–2023 arası 400.000'den fazla kişi, çoğu nitelikli, ülkeyi terk etti (Almanya, Fransa, Hollanda).
  • Demografik çöküş: doğurganlık 1,4'ün altında; 2025'te öğrenci azlığından 700'den fazla okul kapandı.
  • Airbnb mahalleleri boşaltıyor: kent merkezlerinde kira 5 yılda %45–50; kuşaklardır oturulan mahallelerden çıkarılma.
Ama naif çözüm de battı. Karşı örnek "hemen dondur" demek değil. Berlin 2020'de kirayı dondurdu (Mietendeckel); Ifo Enstitüsü'ne göre düzenlenmiş konuta yatırım %60'a kadar düştü, yasa da anayasaya aykırı bulunup iptal edildi. Yani hem yanlış araç (kör dondurma) hem araçsızlık (salt piyasa) çuvallıyor. Doğru olan ikisinin ortasıdır: kirayı reel gelire bağlayan bir çıpa artı yeni arz.
Literatür ne diyor? Bu ayrım iktisat yazınında yerleşiktir. Literatür, kirayı olduğu yerde donduran "birinci nesil" kontroller ile ilk kiranın piyasada serbestçe belirlendiği, yalnızca sözleşme içindeki artışın sınırlandığı "ikinci nesil" (yumuşak) sistemleri birbirinden ayırır; bu sayfadaki öneri tanımı gereği ikinci sınıfa girer. Alanın klasik makalesinde Arnott (1995, Journal of Economic Perspectives), iktisatçıların kira kontrolüne yönelik geleneksel karşıtlığının sert savaş dönemi kontrollerinin deneyimine dayandığını, yumuşak sistemlere karşı ise hem teorik hem ampirik davanın zayıf olduğunu ve her sistemin kendi tasarımıyla değerlendirilmesi gerektiğini savunur. Kholodilin'in yüz yılı aşan veriyle yaptığı kapsamlı literatür taraması (2024, Journal of Housing Economics) da aynı resmi verir: zarar, kontrolün varlığından değil sertliğinden ve tasarımından çıkar. Madalyonun öbür yüzü de yazındadır: San Francisco çalışması (Diamond, McQuade ve Qian, 2019, American Economic Review), koruma oturan kiracıya yarar sağlarken ev sahiplerinin konutu kiralık stoktan çıkararak (satış, dönüşüm) kaçabildiğini gösterir. Bu yüzden yukarıdaki kaçınmayı önleme halkaları süs değil, literatürün işaret ettiği kaçış kapılarının kapağıdır.

Türkiye zaten bu tarafta. İstanbul'da kira, maaşın %101'i (yukarıda). Fark şu: Amerikalı kiracının hiç değilse bir kaçış kapısı vardı. İş hemen her eyalette bulunur, uzaktan çalışma yaygındır, eyaletler arası yaşam ve kültür farkı küçüktür. Türkiye'de ise iş birkaç büyükşehirde toplanır; büyükşehirden çıkan çoğu zaman işinden, çevresinden ve alıştığı yaşamdan da çıkar. Amerikalı kiracı başka bir eyalete kaçabildi: buradaki kiracının kaçacak İstanbul'u yok. Amerika'nın yanlışını tekrarlamak zorunda da yok; yanlış orada sonuçlarıyla ortada, burada henüz düzeltilebilir.

Neden

Bu sistem hangi dengeyi kurar?

Amaç ev sahibini cezalandırmak değil; kirayı her iki taraf ve toplum için sürdürülebilir kılmaktır.

  1. Kiralar ödeme gücünden kopmaz. Kira, toplumun gerçek gelirini takip eder; geliri artmayan kiracı her yıl biraz daha sıkışmaz.
  2. Ev sahibi de kazanır. Reel gelir arttığında kira da artar; reel gelirin enflasyonu aştığı iyi yıllarda artış TÜFE'nin bile üzerine çıkar (son örnek: 2016). Asıl kazanç ise istikrardır: TÜFE endeksli sistem kâğıt üstünde daha fazla öder, ama geliri kirayı taşıyamayan kiracı birkaç yılda bir evden çıkar; bu, boşluk, ilan, tahliye ve dava demektir. Ödenebilir kira kesintisiz ödenir; istikrarlı kiracı, sürdürülebilir gelirdir.
  3. Kiracı korunur. Reel gelir gerilediğinde kira sabit kalır; kimse küçülen geliriyle evinden edilmez.
  4. Keyfîlik biter. Kira, bir bakanın o anki kararına değil, açıklanmış ulusal bir orana bağlanır. Ev sahibi gelecek yılı baştan bilir.
  5. Şehir kök salar. Kiracı her birkaç yılda bir taşınmak zorunda kalmaz; mahalleler, okullar, komşuluklar dağılmaz.
  6. Enflasyon kalkanı kiradan çıkar. Ev sahibinin enflasyon koruması, kira akışında değil, değerlenen mülkün kendisindedir.
  7. Rant törpülenir, üretim özendirilir. Kira enflasyonu otomatik yenen bir araç olmaktan çıkınca, sermaye betonda hapsolmaz; üretime yönelir.
  8. Herkesin çıkarı birleşir. Kira gelire bağlanınca, ev sahibi de kiracı da devlet de toplumun reel gelirinin artmasını ister hale gelir. Ev sahibi "kiracımın geliri artsın ki kiram artsın" der; devlet için reel gelir artışı hem vergi tabanını büyütür hem de gösterilebilir bir siyasal başarı ölçütü olur.
Sık gelen itirazlar

Her itiraza cevap.

Aşağıdaki başlıklar, bu öneriye gelen en yaygın itirazların kısa cevaplarıdır. Tıklayarak açabilirsiniz.

"Ev sahibinin de masrafı var: vergi, tadilat, boya."

Masraf gerçektir; ama yeri kira artış formülü değildir. Vergi, bakım, boya mülk sahipliğinin doğal maliyetidir: konut, yatırım aracı olmadan önce bir barınma hizmetidir ve bu masraflar o hizmeti sunmanın bedelidir. Tek seferlik bir boya-badanayı aylığa böldüğünüzde, yıllık kira artışının yanında küçük kaldığını da görürsünüz.

Üstelik onarım masrafını, mülkün değer artışı kat kat karşılar. Ev sahibinin enflasyon koruması kira akışında değil, değerlenen varlıktadır. Bakım ve tadilatın regüle piyasadaki çözümü de yazılıdır: Almanya'da bakım yükümlülüğü yasayla ev sahibindedir ama karşılığında modernizasyon harcamasının yıllık %8'i kiraya yasal olarak yansıtılabilir; Viyana'da kiranın içinde ayrı bir bakım katkısı kalemi vardır. Formül basittir: belgeli masraf, şeffaf yansıtma. Masraf, tavanın düşmanı değil, tavanın içinde bir kalemdir.

"Kimsenin geliri beni ilgilendirmez, ben paramı isterim."

Endeks sizin kiracınızın maaşına bakmaz; bordro istenmez. Tek bir ulusal TÜİK rakamıdır; bugün TÜFE'yi nasıl uyguluyorsanız, aynı şekilde. Bir TÜİK sayısının yerine başka bir TÜİK sayısı geçer.

Ama gelir olmazsa kira da olmaz. Kirayı ödeyen enflasyon değil, gelirdir. Gelir artmazsa kiranız ya düşer, ya kiracı bulamazsınız. Gelir, kiranın tavanıdır.

"Bu sistemle kimse ev kiralamaz, arz çöker."

Almanya'da kira artışı tavanlı ve kiracı güçlü korunuyor; buna rağmen nüfusun yaklaşık yarısı kiracı ve Avrupa'nın en büyük kira piyasası orada. Koruma, kiralamayı bitirmez.

Kiralamaktan çekilen satar; satınca konut arzı artar, fiyat düşer, kiracı ev sahibi olur. "Buyrun ev alın" dediğiniz sonuç, tam da bu sistemin hedefidir. Üstelik öneri, üreticiye zaten dokunmuyor: yeni binalar ve yeni sözleşmeler kapsam dışıdır; kural yalnızca oturan kiracının yıllık artışını düzenler. Almanya yeni binaları kira freninden bu yüzden muaf tutar. Arzın, kirası regüle bir şehirde de üretilebildiğinin yüzyıllık kanıtı da var: Viyana sosyal konut programını 1923'te, hiperenflasyondan yeni çıkmış yoksul bir şehirken kurdu; bugün belediye 220 bin dairenin sahibidir ve üretim hiç durmadı. Portekiz aynı hedef için uygun konut inşaatında KDV'yi %23'ten %6'ya indirdi. Arz, tavanla değil tasarımla korunur.

"O zaman evi boş tutarım, sana inat."

Boş ev arzı azaltmaz; arzın ta kendisidir. Boş tutmak, sıfır gelir artı vergi artı gider demektir. "Gelir yoksa vergi de yok" bir kazanç değil; 80 lirayı 0 liraya indirmektir: kaybın itirafıdır.

Milyonlarca ev sahibi aynı anda inatlaşamaz. Biri boş tutar, diğeri o boşluğu doldurup kiracıyı kapar. Tehdit, kiracıyı değil, tehdidi savuranı vurur.

"Oturan korunuyor; faturayı yeni kiracı ödemez mi?"

Bu, önerinin en ciddiye aldığı itirazdır. Oturan korunup ilk sözleşme serbest kalınca, ev sahibi farkı baştan fiyata yükleyebilir; bedeli de taşınmak zorunda olan öder: genç, öğrenci, şehre yeni gelen. Bu risk gerçektir ve inkâr edilmez.

Cevap üç katmanlıdır. Bir: ilk fiyatı asıl dizginleyen kural değil arzdır; öneri bu yüzden iki ayaklıdır (yukarıdaki arz bölümü). İki: beş yıllık rayiç düzeltmesi (TBK m.344/3, aşağıda) ev sahibinin "bir daha asla düzeltemem" korkusunu giderir; korku azalınca ilk kirayı peşin şişirme güdüsü de azalır. Üç: gerekirse ilk kiraya Almanya tipi bir emsal freni (ilk kiranın yerel emsali belli bir orandan fazla aşamaması) eklenebilir; bu, tasarım aşamasında tartışılacak bir vanadır.

"O zaman peynir de, akaryakıt da gelire bağlansın."

Kira, onlardan yapısal olarak farklıdır. Kiranın zaten yasal tavanı var (TBK m.344); peynirin yok. Tartışma "kiraya sınır olsun mu" değil (o zaten var), "hangi çıpaya bağlansın"dır.

Ayrıca kiranın ikamesi yoktur: peynir pahalanınca az alırsınız, eve ne yaparsınız? Sözleşme kilidi ve taşınma maliyeti de gıdada yoktur. Gıda kendi kendini düzeltir; barınma düzeltmez.

"Beğenmeyen ucuz yere taşınsın, çalışıp ev alsın."

Konut taşınabilir bir kutu değil, bir konumdur. İstanbul'daki hemşire, işini bırakıp başka şehirdeki ucuz eve gidemez. Boş ev nerede ucuzsa, iş de orada yoktur.

"Çalışıp ev alsın" derken: insanlar ev alamıyor, çünkü kira, biriktirecek parayı her yıl yiyor. Öneri tam da bu döngüyü kırar; kiracı biriktirip bir gün ev sahibi olabilsin diye.

"%25 tavan denendi, kiralar düşmedi, arttı."

Doğru, arttı. Ama sebebi düzenlemenin kendisi değil, keyfî ve belirsiz olmasıydı: bir yıl %25, ertesi yıl meçhul. Bu belirsizlik ev sahibinde risk yarattı, risk de kiraya prim olarak bindi.

Öneri tam da bu belirsizliği kaldırır. Kira, bir bakanın panik kararına değil, açıklanmış bir gelir oranına bağlanır. Keyfî tavan değil, kalıcı kural.

"TÜFE çıpası yıllarca sorunsuz işledi; neden değişsin?"

Doğru: 2005–2020'de resmî kira endeksi enflasyonu yalnızca takip etti; oturan kiracının yükü hafifledi bile. Ama sebebi çıpanın erdemi değil, konjonktürdü: o dönemde reel gelirler hızla arttı (asgari ücrette yaklaşık 20 yılda reel +%132). Gelir enflasyonun önünde koştuğu sürece, kirayı enflasyona bağlamak can yakmaz.

2021'de reel gelir tökezlediği an aynı çıpa ezmeye başladı: Aralık 2020'den Ağustos 2025'e kira 10,1 kat arttı, enflasyonun reel %57 üzerine çıktı ve tarihin en büyük asgari ücret telafisini (reel +%47) bile geçti. TÜFE çıpası iyi günde zararsızdır, kötü günde ezicidir; kiracıyı tam da en savunmasız anında yalnız bırakır. Gelir çıpası ise iki rejimde de doğru çalışır: gölge, cisim nereye giderse oraya gider. Dipnot niteliğinde bir kanıt: mevzuat, değişken faizli konut kredilerinin yasal referansını da en güncel yıllık TÜFE olarak belirler (Temmuz 2026: %32,11). Geçmiş enflasyon bu ülkede geleceğin fiyat listesidir; kira, o zincirin yalnızca en görünür halkasıdır.

"Gelire göre daha çok öderdik, gelir %764 arttı."

Nominal / reel karışıklığı

O %764 nominaldir; içinde enflasyon vardır. Öneri reel artışı esas alır. Kümülatif enflasyon ~%412 idi; reel artış bunun çok altındadır.

40.000 TL kira: tavansız TÜFE ile ~205.000, %25 tavanla fiilen ödenen ~118.000, reel gelirle (öneri) ~59.000. Öneri, tavansız TÜFE'nin üçte biri, fiilen ödenenin yarısıdır. Hesap, itirazın tam tersini söyler.

"Nominal kira, reel gelir: bu kıyas tutarsız."

Tutarsızlık yok. Kira üç ölçüye bağlanabilir: enflasyon, nominal gelir veya reel gelir. Üçü de sonuçta nominal bir kira üretir; yani kiracının o yıl fiilen ödediği lira.

Karşılaştırılan iki kira (öneri ~59.000 ve tavansız TÜFE ~205.000) da nominaldir. Ortada nominal-reel kıyası değil, iki nominal kira vardır: biri enflasyona, biri reel gelire endeksli.

"Yüksek enflasyonda ezilen kiracı değil, ev sahibidir."

Kısmen doğru: öneride, yüksek enflasyonda ev sahibinin reel kira getirisi erir. Bunu inkâr etmiyoruz; öneri enflasyon riskini bilerek ev sahibine kaydırır.

Ama "ezilen" yanlış kelime. Ev sahibinin elinde enflasyonla değerlenen bir varlık var; kira erirken mülkün değeri reel artıyor. Kiracının elinde ise sadece eriyen bir maaş var. Riski, taşıyabilen taşımalı.

"Asıl sorun enflasyon; onu çözün, gerisi kendiliğinden düzelir."

Katılıyoruz: kalıcı çözüm düşük enflasyondur ve onu ancak hükümet sağlar. Ama enflasyon düşene kadar kiracının korunması da bir politika tercihidir.

Dahası bu, sadece bir ara dönem önlemi değil. Kira, enflasyon sıfır olsa bile gelirin önüne geçmemelidir. Gelir artışı yoksa kira neden artsın? İlke kalıcıdır.

"Mülkiyet hakkı ev sahibinindir, bu yasal gasptır."

Mülkiyet bir haktır, ama mutlak değildir. Anayasa'nın 35. maddesi, mülkiyetin kamu yararına sınırlanabileceğini açıkça yazar. Barınma da bir haktır (m.57).

İki hak çatıştığında ölçülü sınırlama meşrudur. Kaldı ki kira zaten bugün de TBK m.344 ile sınırlıdır; öneri yeni bir sınır değil, mevcut sınırın çıpasını düzeltir.

"Kiracılı ev satılmaz; satış tahliye sebebi değil."

Hüküm eksik biliniyor. Satışın kendisi tahliye sebebi değildir, doğru; ama TBK 351 tam bu durum için vardır: evi oturmak için alan yeni malik, gereksinim sebebiyle tahliye isteyebilir. Edinimden itibaren bir ay içinde bildirim şartıyla altı ay sonra dava yolu açıktır. Yani kapı kapalı değil, altı aylık bir bekleme vardır. Daha önemlisi: bu bekleme bugünkü kanunun özelliğidir; bu sayfadaki önerinin getirdiği ya da götürdüğü bir şey değildir. Statükonun sürtünmesini önerinin hanesine yazmak hesap hatasıdır.

"TÜFE zaten düşük açıklanıyor, gerçek enflasyon daha yüksek."

Öyleyse itiraz kiracıyı haklı çıkarır. Çünkü aynı düşük TÜFE, kiracının maaşına da uygulanır: kiracı gerçek fiyatları öder ama geliri "sahte" sayı kadar artar. En çok kaybeden odur.

"TÜFE sahte" demek, öneriyi güçlendirir. Öneri kirayı o tartışmalı sayıdan tümden koparır ve gerçekleşmiş gelire bağlar.

"Kiracının verdiği tahribatı 5 yıllık kira bile karşılamıyor."

Tahribatın yeri kira artışı değil, depozito ve tazminattır. Olağan kullanım yıpranması ev sahibinindir; olağanüstü hasar ise depozitodan, gerekirse davayla tahsil edilir.

Kirayı, kullanım bedeli olmaktan çıkarıp tahribatın, enflasyonun ve garantili getirinin faturasına çeviremezsiniz. Bunlar ayrı kalemlerdir.

"Herkes bütçesine göre oturur; devlet niye karışsın?"

Sağlık da temel bir ihtiyaçtır ve "herkes bütçesine göre" mantığına bırakılmamıştır. Devlet taban kurar (kamu hastanesi), fiyata tavan koyar (SGK tarifesi), acil hastayı cebine bakmadan tedavi eder. Barınma da aynı türden bir temel ihtiyaçtır.

Benzetmeyi sürdürelim: hangi hastaneye gideceğinize baştan, bütçenize göre karar verirsiniz; bu serbesttir, tıpkı yeni kiracının fiyatı gibi. Ama bir kez yatışınız yapıldıktan sonra faturanız bir gecede katlanmaz. Yeni hasta piyasadır; yatan hasta korunur. Kira da böyle olmalı.

"Kimse ev alamıyor demek abartı; satışlar rekor kırıyor."

İkisi aynı anda doğru ve asıl haber tam bu. 2025'te 1.688.910 konut satıldı; 2013'ten beri rekor. Ama satışların yalnızca %14'ü kredili; 2020'de bu pay %38'di. Aynı yıllarda ev sahipliği oranı %61,1'den %56,1'e indi ve kayıp en çok düşük gelirlilerde: %57,8'den %45,8'e. Rekor satış, çöken kredi ve düşen ev sahipliği tek cümlede birleşir: konut satılıyor ama maaşla alınmıyor; alan, çoğunlukla zaten sahip olandır. Konut, barınma malı olmaktan çıkıp servet aracına dönüşmüştür; bu sayfadaki önerilerin hedefi de tam olarak o dönüşümü geri çevirmektir. Kredinin kapalılığı hesapla da görünür: yasal sınırlar içinde (aylık ~%2,9 faiz, 120 ay vade, taksit gelirin en çok yarısı) medyan hanenin kredi gücü yaklaşık 1,4 milyon TL'dir; İstanbul'da ortalama daire 6,3 milyon. (Kaynak: TÜİK konut satış ve konutta oturma istatistikleri.)

"Konut bir yatırımdır; kira en az enflasyon kadar getirmeli."

Bir varlığın getirisi iki parçadır: değer artışı ve kira. İkisi ters çalışır; birini garanti altına aldıkça diğerinden feragat edersiniz. "Hem evim enflasyonun üstünde değerlensin, hem kiram en az enflasyon kadar getirsin, ikisi de garantili" demek, tek varlıktan iki reel koruma istemektir.

Oysa risksiz reel getirinin üstündeki her kazanç, tanımı gereği bir risk primidir; yani riski üstlenmenin karşılığıdır. "Garanti" ile "risk primi" birbirinin zıddıdır. Zaten ev sahibinin enflasyon koruması kirada değil, değerlenen mülkün kendisindedir. Kiranın ayrıca enflasyonu yenmesini istemek, aynı getiriyi iki kez saymaktır.

"Kimse mülke yatırım yapmazsa kriz büyümez mi?"

Tersine, küçülür. Asıl kriz, sermayenin üretime değil betona yığılmasından çıkıyor. Yatırım cazibesi düşünce konut fiyatı da düşer; fiyat düşünce barınmak için satın almak kolaylaşır, talep kiralıktan mülkiyete kayar.

Getirisini az bulan mülkü satar; satınca arz artar, spekülasyon soğur, sermaye betondan çıkıp üretime döner. "Kriz büyür" diye korkulan senaryo, aslında krizin çözümüdür.

"Kira geliri cazip olmazsa inşaat sektörü biter."

Dünyanın ev sahipliği şampiyonlarına bakın: Eurostat'ın 2024 verisinde nüfusun Romanya'da %94'ü, Slovakya'da %93'ü, Macaristan'da %92'si kendi evinde oturuyor; Singapur %90 bandında, Norveç %80 civarında. Türkiye %56 ile AB ortalamasının bile altında. O ülkelerde inşaat sektörü ölmedi; Singapur'unki dünyanın en yoğunlarından. Fark şu: konut orada bir teslimat sektörüdür, kira tahsilat makinesi değil. Singapur 1960'ta yoksul bir liman şehriyken devlet eliyle üretip vatandaşına sattı; Norveç kooperatif ve devlet konut bankasıyla bilinçli bir sahiplik çizgisi yürütür. İnşaatın müşterisi rantiye olmak zorunda değildir; hane ve kamu da müşteridir.

"Maaş da kira da enflasyona bağlı; denge zaten var."

Denge göründüğü gibi değil. Diyelim enflasyon %35, herkese %35 zam; kira 40.000, maaş 80.000. Zammınız 28.000 olur; bunun tam yarısı, 14.000, daha eline geçmeden yalnızca kira artışına gider. Kalanla geçineceksiniz. Ama kiracının en büyük kalemi olan gıda daha hızlı arttı: TÜRK-İŞ'in Haziran 2026 verisinde mutfak enflasyonu 12 aylık %36,93. "Herkese eşit %35" tablosunda bile kiracı reel olarak geriler.

Üstelik bu, cömert senaryodur. Gerçekte maaş %35 bile almıyor: 2025'te asgari ücret %30 arttı, enflasyon %44'tü; 2026'nın ikinci yarısında zam hiç yapılmadı. Kira enflasyonu birebir takip ederken maaş onun gerisinde sürükleniyor. Çözüm, ikisini de enflasyona değil, ortak gerçek ölçüye, reel gelire, bağlamaktır. Bir de şu: kiracı yalnızca maaşlı değildir. Esnafın, serbest meslek sahibinin, işverenin maliyeti enflasyonla artar ama fiyatını piyasa belirler; kâr bir fark olduğu için makas kârda katlanır. Ciro 100, gider 70, kâr 30 olan biri, giderleri %30 artıp fiyatına piyasa %15 izin verdiğinde 24'e düşer; geliri nominal bile gerilerken kira zammı kapıya tam %30 olarak gelir. Tablonun özeti: bu ülkede enflasyona karşı yasayla, otomatik korunan tek özel gelir türü kira geliridir. Ne maaş, ne kâr, ne emekli aylığı. "Eşit tutmak" denen formül, tek bir geliri enflasyona karşı sigortalar ve primi, geliri hiç öyle korunmayan kiracıya ödetir.

"Kiracı 15 yıl oturursa kira piyasanın çok altında kilitlenmez mi?"

Hayır, çünkü mevcut hukuktaki emniyet supabı korunur. TBK m.344/3'e göre beş yılı dolduran kirada hâkim, taraflar anlaşmış olsun olmasın, kirayı emsal kira bedellerini ve kiralananın durumunu gözeterek hakkaniyete göre yeniden belirler (kira tespit davası). Bu hak her beş yılda bir yeniden doğar. Yani hiçbir kira sonsuza dek başlangıç düzeyine kilitli değildir; bugün de değildir, öneride de olmaz.

Öneri yalnızca yıllık artışın çıpasını değiştirir: TÜFE yerine reel gelir. Beş yıllık rayiç düzeltmesine dokunmaz. Ev sahibi için tablo netleşir: dört yıl öngörülebilir artış, beşinci yılda emsale dönüş imkânı. Yargıtay bu düzeltmede oturan kiracı lehine hakkaniyet indirimi uygular; denge iki yönde de korunur.

"Tek dairem var, emekli maaşıma o kirayı ekleyip geçiniyorum."

Sizi hedef almıyorum; sizi de aynı belirsizlik eziyor. Bugünkü sistem size istikrar değil kumar sunuyor: bir yıl kira patlıyor, ertesi yıl bakan tavan koyuyor, sonra dava ve tahliye derdi. Öneri tam da bunu bitirir: kiranız açıklanmış bir gelir oranıyla, öngörülebilir biçimde artar.

Kaldı ki tek dairesini kirayla değerlendiren emekli, asıl bu öneriyle korunur: reel gelir arttıkça kiranız da artar, geriye gitmez (taban kuralı), üstelik daireniz enflasyonla değerlenmeye devam eder. Sorun tek daireli emekli değil; on daireyi boş tutup piyasayı kilitleyen spekülatördür. Öneri ikisini ayırır.

Dahası, bu ayrımı devlet zaten yapıyor. Emekli maaşı dışında geliri olmayan ve tek konutu olan kişi, o evi kiraya verip kendisi başka bir evde kiracı olsa bile (sözleşme kendi adına olmak kaydıyla), o konut için sıfır oranlı emlak vergisi öder. Aynı şekilde "gerçek gider" yöntemiyle, evini kiraya verip kendisi kirada oturan kişi ödediği kirayı aldığı kiradan düşer; net kazancı yoksa çoğu zaman ödenecek vergi de kalmaz. Yani "barınma için kiralayanı koru, yatırımcıyı ayır" ilkesi vergimizde zaten var. Bu öneri, aynı ilkeyi kira artışına taşır: yeni bir ayrıcalık değil, mevcut mantığın tamamlanmasıdır.

"Arjantin kira kontrolünü kaldırdı, kiralar düştü. Model çökmüş işte."

Önce olgu, çarpıtmadan: doğru. Arjantin 2023 sonunda kira yasasını kaldırdı; kiralık arz keskin biçimde arttı, reel kiralar düştü. Ama neyin çöktüğüne bakın. 2020 yasası üç ölümcül hata birden yapıyordu: bütün sözleşmeler yılda yalnızca bir kez ayarlanıyordu (yüzde yüzü aşan enflasyonda ev sahibinin reel geliri yıl ortasında eriyordu), sözleşmeler 3 yıl kilitliydi ve devlet piyasayı göremiyordu: yaklaşık 4 milyon kiracıya karşılık vergi idaresinde yalnızca ~193 bin kayıtlı sözleşme vardı. Çöken şey gelir endeksi fikri değil; hiperenflasyonda donmuş ayarlama + kilitli sözleşme + kayıt dışı devlet üçlüsüydü.

Bu önerinin üç bileşeni, o üç hatanın tam tersidir: çıpa mutlak değil görelidir (enflasyon yükselince nominal artışa otomatik izin verir), yeni sözleşme serbesttir (kaçış vanası açık) ve dijital kayıt ön koşuldur (devlet piyasayı görür). Bir de bugünü sorun: deregülasyon sonrası Arjantinli kiracı, sözleşmesine göre yılda 3–4 kez TÜFE zammı yiyor. Reel düşüş, endekslemenin adilliğinden değil, arz şokundan ve düşen enflasyondan geldi; enflasyon geri dönerse ilk ezilecek olan yine kiracıdır. Arjantin bu önerinin karşı örneği değil; ön koşullarının gerekçesidir.

"Stagflasyonda kira donarken masraflar TÜFE ile artar; ev sahibi ezilmez mi?"

İtiraz ciddidir ve inkâr edilmez: reel gelirin düştüğü yılda kira donar, ama aidat, bakım, sigorta enflasyonla artmaya devam eder. Cevap endeksi bozmak değil, simetriyi vergi tarafında kurmaktır: reel gelir artışının negatif çıktığı, yani kiranın dondurulduğu yıl, kira geliri vergi istisnası otomatik olarak genişler ya da vergi ertelenir. Takdirle değil, kuralla: kiracıyı koruyan istatistik, aynı anda ev sahibinin vergi yükünü hafifletir. Taban kuralı böylece tek taraflı bir yük değil, iki taraflı bir kriz protokolü olur.

Bu icat da değildir: Portekiz 2023'te tavanı %2'ye çekerken ev sahibini otomatik vergi indirimiyle telafi etti (yukarıdaki kartlarda). Kaldı ki dondurma istisnai senaryodur; olağan yıllarda reel gelir arttıkça kira da artar ve mülkün kendisi enflasyonla değerlenmeye devam eder. Garantili reel getiri ise hiçbir varlık sınıfında yoktur; risk primi zaten bunun bedelidir.

"Kirayı sınırlamak yerine ev sahibine vergi indirimi verilsin; o da kiracıdan eksik alsın."

Hesaplayalım. Aylık 40.000 TL kira, yılda 480.000 TL gelir eder. Mesken istisnası ve götürü gider düşüldükten sonra, beyan eden bir ev sahibinin ödediği vergi 2025 tarifesiyle yılda yaklaşık 68.000 TL'dir. Yarısı bağışlansa kiracıya aktarılabilecek tutar ayda yaklaşık 2.850 TL olur: kiranın %7'si. Oysa tek bir %32'lik TÜFE zammı aynı kiraya ayda 12.800 TL ekler. İndirim, tek yılın zammının beşte birini karşılar; üstelik indirim tek seferlik bir seviye kaymasıyken zam her yıl bileşik gelir. Sorun kiranın seviyesinde değil, eğimindedir: kira TÜFE hızında büyümeye devam eder, gelir etmez. Eğimi düzeltmeyen her araç, birkaç yılda erimeye mahkûm bir iskontodur.

Üç yapısal sorun daha var. Fatura, kiracısı olsun olmasın bütün vergi mükelleflerine kesilir ve enflasyon yükseldikçe büyür; yani devlet, bütçenin en sıkışık olduğu yılda en büyük sübvansiyonu öder. Vergi kirayla orantılı olduğundan en büyük indirim, en pahalı dairede oturana gider. Ve beyan etmeyen ev sahibinin indirilecek vergisi de yoktur: kayıt dışı sözleşmedeki kiracıya bu çözümden sıfır kuruş düşer. Vergi aracının meşru yeri çıpanın yerine geçmek değil, yanında durmaktır; yukarıdaki otomatik stabilizatör ile İtalya'nın vergi teşvikli anlaşmalı kira modeli tam olarak bunu yapar.

"Kiracıyı ezen kira zammı değil; asıl diğer giderler TÜFE'den hızlı artıyor."

TÜFE, giderlerin ağırlıklı ortalamasıdır; bütün giderler aynı anda ortalamanın üstünde artamaz. Soru şudur: en üstte hangisi var? Temmuz 2026'da açıklanan TÜİK Haziran verisi cevabı verir: genel TÜFE yıllık %32,1 iken ulaştırma %31,2 ile endeksin altında, gıda %35,5 ile hafif üstünde kaldı; konut grubu (kira, su, elektrik, gaz) ise %45,1 ile açık ara birinci oldu. "TÜFE'den hızlı artan giderler" avına çıkan, şampiyonun barınmanın kendisi olduğunu görür. Sepetin en hızlı şişen kalemini masum ilan edip suçu geride kalanlara atmak, veriyle bağdaşmaz.

Mantık tarafı daha da nettir: bu itiraz, TÜFE'nin gerçek hayat pahalılığını ölçemediğinin itirafıdır. Ölçemediği kabul edilen bir sayıya kirayı endekslemek nasıl savunulur? Üstelik gider baskısı arttıkça, hane bütçesinde kural konulabilecek tek büyük kalem kira olarak kalır. Yani itiraz güçlendikçe, kirayı gelire bağlamanın gerekçesi de güçlenir. İtiraz, sahibinin savunduğu çıpanın iddianamesidir.

"Kiracının maaşını ev sahibi vermiyor; kiranın gelirle bağı yok."

Enflasyonu da kiracı üretmiyor. TÜFE'yi kur, enerji fiyatları ve para politikası belirler; ikisi de sözleşme taraflarının kontrolü dışındadır. "Taraflarla bağlantısız bir sayıya endeksleme olmaz" ilkesi kabul edilirse, ilk elenecek çıpa TÜFE'nin kendisidir. Kaldı ki öneri kiranın, kiracının kendi maaşına bağlanmasını istemez; TÜİK'in yayımlayacağı medyan gelire bağlar. Prim alan, terfi eden kiracı medyandan hızlı zenginleşir ve ev sahibinin bunda payı olmaz; bugün de yoktur.

Asıl cevap ise şudur: kirayı gelire ilk endeksleyen bu öneri değildir. Kiracı seçerken maaş bordrosu isteyen, "kiranın üç katı gelir" şartı koyan ev sahibinin kendisidir. Piyasa bu bağı sözleşmenin giriş kapısında zaten kurar. Öneri yeni bir bağ icat etmez; ev sahibinin kapıda kendi eliyle kurduğu bağın, sözleşme boyunca kopmamasını ister.

"Her ülkenin koşulu farklı; başka ülkeler örnek alınamaz."

Kiranın TÜFE'ye endekslenmesi de dışarıdan alınmış bir uygulamadır; onu da başka ülkeler yapıyor diye benimsedik. Örnek almak yasaksa, ilk vazgeçilecek örnek TÜFE endekslemesidir. İtiraz kendi içinde tutarlı değildir: rahatsızlık örnek almaktan değil, örneğin işine gelmeyeninden kaynaklanır.

Doğru yöntem kopyalamak da değildir, denenmişe bakmaktır: ülkelerin denediklerini incelemek, sonuçlarını ölçmek ve içlerinden en makul olanı yerli koşullara göre kurmak. Buna kopyacılık değil, araştırma denir; alternatifi, dünyada denenmiş hiçbir şeye bakmadan karanlıkta el yordamıyla kural yazmaktır. Bu sayfadaki öneri zaten ithal değildir: Türk Borçlar Kanunu'nun mevcut maddesinde tek ölçünün değiştirilmesidir. Yukarıdaki ülke kartları şablon değil, mekanizmanın çalıştığının kanıtıdır; "Dürüst sınır" notunda yazdığı gibi öneri, mevcut örneklerin taklidi değil sıçramasıdır.

Kanun diliyle

Fikir değil, teklif: tek maddelik değişiklik.

Bu öneri yeni bir kanun gerektirmez; Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesindeki tek bir ölçünün değiştirilmesiyle kurulur. Aşağıda mevcut hüküm ile önerilen çerçeve metin yan yanadır.

Mevcut metin · TBK m.344/1
"Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır."
Önerilen metin · çerçeve taslak
"Konut kiralarında, tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan reel medyan hanehalkı geliri yıllık değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu oranın sıfırın altında kaldığı yıllarda kira bedeli artırılamaz; kira bedelinin indirilmesi zorunlu değildir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır."

Taslağı tamamlayan üç hüküm:

  1. Endeks yükümlülüğü. "Türkiye İstatistik Kurumu, reel medyan hanehalkı geliri yıllık değişim oranını, hesaplama yöntemini kamuya açık biçimde ilan ederek her yıl yayımlar. Serinin yayımlanmasına kadar geçecek dönemde, Kurumca mevcut gelir ve kazanç verilerinden türetilen geçici bileşik oran esas alınır."
  2. Geçiş hükmü. "Bu düzenleme, yürürlük tarihinden sonra yenilenen kira dönemlerinde uygulanır." Hiçbir sözleşme dönem ortasında değişmez; birikmiş emsal farkları için 344. maddenin üçüncü fıkrası (beş yıllık kira tespiti) aynen saklıdır.
  3. Dokunulmayanlar. Yeni kiracıyla kurulan ilk sözleşmede fiyat bugünkü gibi serbesttir (madde zaten yalnızca "yenilenen" dönemleri düzenler). Hâkimin belirleme yetkisini düzenleyen ikinci fıkradaki tavan aynı yeni orana bağlanır; iş yeri kiraları mevcut TÜFE rejiminde kalır.
Dürüst not. Bu bir kanun teklifi metni değil, teklifin çerçevesidir; fıkra numaralandırması, atıflar ve kanun yazım tekniği yasama uzmanlarına aittir. Amaç şunu göstermektir: değişiklik radikal bir mimari değil, mevcut maddede tek bir ölçünün (TÜFE yerine reel gelir) değiştirilmesi ve bir taban cümlesinin eklenmesidir. Maddenin geri kalan iskeleti olduğu gibi durur.
Özetle

Kira, gelirin gölgesi olmalı.

Mesele kiranın artıp artmaması değil, neye göre artacağıdır. Gelire bağlanırsa hem adil olur, hem de gelir gerçekten arttığında ev sahibi zaten kazanır. Enflasyona bağlanırsa, kimse zenginleşmese bile herkes her yıl daha fazla öder.

Gelir arttığında kira artsın; kimse "artmasın" demiyor. Yalnızca olmayan bir zenginlik, kira diye tahsil edilmesin.
Ne talep ediyoruz

Türk Borçlar Kanunu'nun kira artışını düzenleyen 344. maddesindeki TÜFE çıpasının, oturan kiracı için reel medyan hanehalkı geliri artışıyla değiştirilmesi. Taban kuralı korunur: reel gelir düşerse kira donar, düşmez. Yeni sözleşmede fiyat serbest kalır.

Ne yapabilirsiniz

Bu sayfayı paylaşın; tartışmayı "kira dondurulsun mu" ekseninden "kira neye bağlansın" eksenine taşıyın. Milletvekilinize yazın; TBMM e-Dilekçe üzerinden siz de destek dilekçesi verin. Fikri çürütecek bir itirazınız varsa yazın; cevabı bu sayfaya eklensin.

Hazır dilekçe metni (kopyala, gönder)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI DİLEKÇE KOMİSYONUNA

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca konut kira artışlarının tavanı, tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalamasına bağlıdır. Oysa kira gelirden ödenir; enflasyondan değil. Gelirlerin enflasyonun gerisinde kaldığı yıllarda bu kural, enflasyonun tüm yükünü kiracıya devretmektedir.

Bu nedenle; oturan kiracının yıllık kira artış tavanının, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanacak reel medyan hanehalkı geliri değişim oranına bağlanmasını, bu oranın negatif olduğu yıllarda kiranın sabit kalmasını, yeni kiracıyla kurulan ilk sözleşmede fiyatın serbest bırakılmasını ve beş yıllık kira tespiti mekanizmasının (TBK m.344/3) aynen korunmasını arz ve talep ederim.

Gerekçeler ve uluslararası örnekler için: kirapolitikasi.com

Ad Soyad · T.C. Kimlik No · Adres · Tarih · İmza